Cenk Tülemek Bloğu

Türkiye yaklaşık yarım asra yaklaşan bir süredir terörle mücadele ediyor. Bu mücadelede binlerce insanımızı kaybettik, çok büyük ekonomik kaynaklar harcadık ve toplum olarak ağır bedeller ödedik. Dolayısıyla terörün gerçekten sona ermesi, silahların susması ve sorunların demokratik siyaset içerisinde çözülmesi, siyasi görüşümüz ne olursa olsun...

İnsan hayatında öyle anlar vardır ki, verilen kararın değeri sonucundan önce cesaretinde gizlidir. Çünkü bazı tercihler vardır; insanı mevcut konumunu korumaya değil, bilinmeyene doğru yürümeye davet eder.
Siyaset de böyledir.

Eski Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi'nin hazırladığı "Avrupa Rekabet Gücünün Geleceği" raporu yayınlandığında Avrupa'da ciddi bir şok yarattı. İlk bakışta Avrupa Birliği'nin sorunlarını anlatıyor gibi görünse de satır aralarına dikkatle bakıldığında, bu raporun Türkiye için de son derece önemli uyarılar içerdiği görülmektedir.

Koç Üniversitesi mezuniyet töreninde Nobel ödüllü ekonomist Daron Acemoğlu'nun yaptığı konuşmayı ilgiyle izledim. Konuşmanın merkezinde iki kavram vardı: yapay zeka ve otomasyon.

2006 yılında yayımlanan Kent Konseyleri Yönetmeliği ile yerel yönetimler adına önemli bir adım atıldı. Amaç; hemşerilik bilincini geliştirmek, yerel demokrasiyi güçlendirmek, ortak aklı oluşturmak ve vatandaşların yaşadıkları kentin geleceğinde söz sahibi olmalarını sağlamaktı.
Aradan yirmi yıl geçti.

Son günlerde CHP hakkında verilen yargı kararları etrafında yaşanan tartışmalar, aslında yalnızca bir siyasi partinin iç meselesi değildir. Bu tartışma, hukuk ile adalet arasındaki ilişkinin yeniden düşünülmesini gerektiren önemli bir örnek haline gelmiştir. Bir hukuk devletinde mahkeme kararlarına saygı duymak esastır. Ancak toplumların ayakta...

Hayatta bazı insanlar sadece günü kurtarmaya çalışır. Bazıları biraz daha rahat bir yaşam ister. Bazıları ise iz bırakmak, değer üretmek ve anlamlı bir hayat yaşamak ister. Peki insanı yöneten bu farklılıkların temelinde ne vardır? Bu soruya en anlaşılır cevaplardan birini Amerikalı psikolog Abraham Maslow verdi.

Netflix yapımı The Social Dilemma (Sosyal İkilem), sosyal medyayı yalnızca bir iletişim aracı olarak değil, insan davranışını yönlendiren devasa bir dikkat ekonomisi sistemi olarak ele alıyor. Eleştirmenlerin önemli bir bölümü filmi "sarsıcı", "uyarıcı" ve "veriyle kuşatılmış çağımıza ayık bir bakış" olarak değerlendirdi.